Her Yer GAZZE, Her gün Direniş!
İsrail Gazze`ye Girdi! Saat:11:00`de TAKSİM`deyiz!
İKÖ Filistin için olağanüstü toplanıyor
Bu da Laik Mahalle Baskısı Araştırması !
Adaletin hiçbir yerde zencilere teslim edilmediğini de söylemek zorundayız.Yazarımız Nisan Şeyda Gelebek`in yazısı:
Üniversitelere,kışlalara, Çankaya`ya,genel olarak kamu kurumlarına giremeyen başörtüsü CHP’ye girdi nihayet.
Her ne kadar başörtüsü konusunda CHP’nin sicili temiz olmasa da ,bu durumun bir seçim stratejisi olduğunu varsaysak da CHP `İffet ve güzellik sembolüdür` diyerek Bosna`ya götürdüğü (1992) başörtüsünü nihayet ülkemize de getirmiş oldu.
Gerçi bir süre önce Baykal bizzat Meclis kürsüsünden `başörtüsü Kur`anı Kerim`in emri değil. 1400 yıllık İslam tarihinde türban yoktur" demiş ise de, CHP’nin içerisine başörtülü değil artık kara çarşaflılara da rozet takmak suretiyle partisinde yer vermiş oluyor.
Olsun; seçim için bir oy malzemesi bile olsa çözüm olması bakımından AKP ve MHP’nin yararlandığı gibi biraz da CHP faydalansın ne diyelim.
MHP; “erkek “ söylemi ile başörtüsüne sahiplenirken halkın teveccühünü alarak geçtiğimiz seçimlerde oylarını arttırarak koalisyon hükümetinin içinde yer almışsa, AKP; özgürlükleri ön plana alarak (başta başörtüsü olmak üzere) cumhuriyet tarihinde en fazla teveccüh gösterilerek iktidar olmuşsa ve her iki parti de başörtüsü sorununu çözememişse, sıranın CHP ye gelmesinde hiçbir sakınca yoktur.
Devlet partisi olan CHP’nin başörtüsü sorununu çözmesi oy için bile olsa diğer partilere nazaran daha kolay gözükmektedir.Yeter ki devlet artık bu sorunu çözmeye karar kılmış olsun.
***
Türkiyenin zencilerinin Müslümanlar olduğunu tespit edersek adaletin hiçbir yerde zencilere teslim edilmediğini de söylemek zorundayız.Adalet ancak Rosa Parks’lar olursa alınır,verilmez.
Oysa, Türkiye de farklı bir pozisyonda yaşıyor Müslüman kesim.
En başta güvenebileceğimiz bir adalet duygusu ne toplumda yer edinmiş durumda, ne de adaleti tesis etmekle yükümlü olan adalet mekanizmalarında bu durumu gözetebilecek türden bir yapılanma vardır.
Başta Anayasa mahkemesi gibi bir kurumu ele alsak Türkiye’nin sınıfta kaldığının ispatı çok rahat yapılabilir.
Türkiye de adalet; kurumları ile harakiri yapmıştır.Onun için bir şey beklemek normal koşullarda olabilecek bir şey değildir.
Yani başörtüsünü bir hak olarak görme ehliyetinden yoksun bir adalet mekanizması içerisinde yaşıyoruz. Özgürlüğü dikkate almayan bir adalet anlayışı.
Başörtüsü ile ilgili yapılan mücadele de adalet; kurumları ile tam da özgürlüklerin karşı kampında yer almıştır.
Bir dönem kızları okullu yapmak üzere değişik çalışmalar yapan sistemin adamları,okula alıştırılan çocukları şimdi başörtülü oldukları için okulun içerisine almayarak cezalandırma gibi bir zulmü gönül rahatlığı ile işleyebilmektedir.
Sivil itaatsizlik cephesini başlatabilseler Müslümanlar, belki de çok şey değişecektir.Ancak, zalim bile olsa itaati farzlaştıran bir geleneğin sahibi olarak sivil itaatsizlik bu topraklarda belki de en son gelişebilecek bir ruh halidir.
Kendisini cemaat köşküne yerleştiren kanaat önderleri bu ülkede sivil itaatsizlik halini başlatmaya en muktedir durumda olmalarına rağmen ,idareyi maslahat icabı kendi köşklerinin bahçesinden başka bir şeylerle ilgilenmedikleri için kendileri çalıp kendileri oynadıkları için toplumsal bir mukavemet halini görmek mümkün olmamaktadır.
Hele hele kendi renklerinden olan bir AK parti iktidarında böyle bir cesareti hiç göstermemekte,temkinlilik halini var güçleri ile sürdürmektedirler.Herkes tabir yerindeyse kendi gettosunda huzur içerisinde yaşamaktadır.
***
Ahmet Altan’ın söylediklerini kayda geçirmekte yarar var.
Herkes kendi özgürlüğünün peşinde gittiği müddetçe kimse özgürleşemeyecektir bu ülkede.
Herkesin özgürlüğünü savunmak durumunda olan Müslümanlar sırf kendi özgürlük talepleri içerisinde yürüdükleri müddetçe de kimse özgür olamamaktadır.
***
Bir başka boyutu da Ümit AKTAŞ ‘ın makalesinde (1) ( 15.11.2008 tarihli Tekilhaber.com da yazdığı “Rosa Parks ve Başörtülüler) belirttiği husustur.
Siyasi ve hukuki eksikliğin had safhada olduğu bir ülkede hem birlik beraberlik içerisinde Rosa Parks kişilik halleri çıkmaz, çıksa bile bu hali taşıyacak vicdan hali bu ülkenin adalet mekanizmasında olamaz. Çünkü sömürge kafasının şekillendirdiği bir ruh halinde vicdan denen insanın bozulmamış olan halini görmek de mümkün olamamaktadır.Vicdan, beşerden insan’a yükselişin olduğu yerde vardır.Hala beşer de kalan varlık hallerinde böyle bir talebin karşılık göreceği kuşkuludur.(2)
Ama biz yine de kendi eksiklerimizi not ederek yazımızı noktalamalıyız.
Biz değişirsek Rosa Parks oluruz.Rosa Parks’lar çoğalırsa, sivil itaatsizlik halleri toplumun tümüne yayılırsa ,herkesin özgürlüğü bizim özgürlüğümüz gibi karşılanırsa; ne adalet mekanizmaları bunun karşısında durabilir,ne sömürge kafa yapısı buna dur diyebilir.
Ezberlediğimiz ama inanmadığımız ya da hafif deyimiyle değişmediğimiz husus:”Bir toplum kendini değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez”
Sorun biz olamamakta.
1-Ümit AKTAŞ, Rosa Parks ve Başörtülüler 15.11.2008 tekilhaber.com
2-Ali ŞERİATİ, İnsanın dört zindanı